Balon patladı, üflemeye devam… / Muhsin YAZICI
Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasının iptal edilmesi, ardından yakın çalışma arkadaşları ile birlikte tutuklanması yurt genelinde sokak gösterilerini tetikledi. Bu eylemlerin itici gücü gençlik olarak ortaya çıktı.
Televizyonlarda, gazetelerde, mahalle kahvelerinde bu gösterileri herkes yorumluyor. Tam destek veren de var, destek veriyorum ama diyen de var. Bir diğer gurup içinde ise sokağı hiç hoş görmeyen de mevcut. Çevremden birisi aynen şöyle dedi: “Ben insanların sokağa çıkıp hak istemesini doğru bulmuyorum”…
Neden mi yok?
Tarihsel kültürü oluşmamış, hak arama anlayışını bile yadsır konuma gelmek düşündürücü bir durum. Biat kültürü içinden geldiği için var olan iktidara karşı gelmeyi adeta suç olarak görüyor. Yani “tebaa” düzeyinden yurttaş olarak “birey” olamamış. Aslında insan olarak çok iyi niyetli. Haksızlıklara karşı çıkıyor, haksızlığın giderilmesini de istiyor. Bunu haksızlık yapanın insafına bırakıyor. Sonuçta bu davranış düzeyi, bilinç ve kültür olarak kime hizmet ettiğinin bile farkına varacak düzeyde demokrasi bilinci gelişmemiş oluyor.
1215 İngiltere’sinde kralın baskı, zulüm ve vergi koymasına karşı ayaklanma olmasaydı Magna Carta Latince “Büyük Sözleşme” “Büyük Özgürlükler Sözleşmesi” nasıl imzalanacaktı? Kralın bazı yetkilerinin elinden alınması, kanunlara uygun davranmasını ve hukukun kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesini zorunlu kılmıştır.
Tarihte ilk defa bir kral yetkisini paylaşarak sınırlanmıştır.
1640-1660 İngiliz Devrimi, feodal düzeni koruyan devlet iktidarı alaşağı edilmiş, iktidar yeni bir sınıfın eline geçmiş ve böylece kapitalizmin daha özgür gelişmesi mümkün kılınmıştır. İç Savaş, I. Charles istibdadının, Kilise ve tutucu toprak sahiplerinin gerici güçleri tarafından savunulduğu bir sınıf savaşıydı. Parlamento, kent ve köylerde ticaret ve sanayi ile uğraşan sınıfların coşkun desteğine, küçük toprak sahiplerine, ilerici eşrafa ve nüfusun daha geniş kesimlerine seslenebildiği için Kral’ı yendi.
Ve isyan edip sokaklara çıkan İngiliz halkı tarihsel olarak büyük bir adım attılar.
1774 tarihinde 27 koloni bir araya gelerek 3. George’a karşı
‘Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ni yayınladılar.
1789 Fransız İhtilali olmasaydı “Yurttaşlık” temelinde cumhuriyet yönetimleri nasıl kurulabilirdi?
Yukarıda saydığımız tarihsel başkaldırılara onlarca örnek gösterebiliriz.
‘Sokak gösterilerini asla benimsemiyorum’ diyen arkadaş zaten bu tarihsel gelişmeleri kavramış değil. O sadece konfor alanının zarar göreceğini düşünerek her türlü baskı, sömürü ve hak ihlallerini meşrulaştırıyor.
Gezi eylemleri ve 19 Martta başlayan eylemler aslında Türk toplumunda önemli izler bırakacaktır. Demokrasinin tarihsel gelişiminde tarihçilerin ve toplumbilimcilerin incelemelerine yol açacaktır.
Balonu şişirmek için üflemek gerek. Bugünün iktidarı 23 yıldır bu balona üflüyor. Balon artık bir yere kadar bu üflemeyi kaldırıyor.
Bu aşırı üflemeden dolayı balon patladı. Ama siyasal iktidar balona hala sert bir şekilde üflüyor. Toplumsal tabanı daraldıkça devlet gücüyle baskıyı arttırmaya çalışıyor. Devlet gücünü bir siyasal alana aktarmaya başladığınız an güçler dengesi yok olarak tek elde toplanır.
Uzun yıllar içinde sermaye, makam elde edenler bu güçlerini kaybetmemek için o tek ele ölümüne sarılırlar. Onlar için hak – hukuk, adalet, demokrasi bir şey ifade etmez. Hatta bu ittifak kendilerini devlet olarak görmeye başladılar.
Kendilerini devletle özdeştirenlerle, devleti demokratik zemine çekmeye çalışanların mücadelesi galiba zor, acı ve büyük ekonomik kayıplara yol açacaktır. İçeride gücünü kaybedenler dışarıdan güç devşirmeye başlayınca da meşruluğunu iyice kaybedecektir. İşte asıl tehlikede burada başlıyor. Ulusal çıkarlar büyük tehdit altına giriyor.
28.03.2025 Muhsin YAZICI
Yorum gönder